En iyi olacak yapı ile donatılarak yeryüzüne gönderilmiş olan kardeşlerim, sevgiye, saygıya ve paylaşıma hoş geldiniz. Kendisini Rab'binin temsilcisi olacak yücelikte yaratan ve O'na itaat etmenin en güzel, en doğru ve en iyi olduğunun bilincinde olan, kendisi ile güzelce geçinilecek bir insan olmanın önemini anlayan kardeşlerim, hoş geldiniz, safalar getirdiniz.
Yazılarım












Saliha Erdim
Haftanın Programı
Karşılık beklemeden hareket edebilmek, insanın kendi yaptıklarının etkisini ve bunun faydasını bilmesinden geçer. Sen bunu sağlamak için ne yapıyorsun?
saliha erdim sag sus
104- Gerçek şu ki, Allah'ın (c.c) mesajlarına inanmayanları Allah doğru yola yöneltmez; ve onların öte dünyadaki payları da zorlu bir azap olacaktır.
Nahl Suresi
saliha erdim sag sus
Kadınlara iyi davranmayı birbirinize tavsiye edin. Sizin kadınlar üzerinde haklarınız, kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakları vardır. Hoşlanmadığınız kimselerin evlerine girmelerine izin vermemeleri, sizin kadınlarınız üzerindeki haklarından biridir. Giydirme ve yedirmede kadınlarınıza iyi davranmanız da onların sizin üzerinizdeki haklarınızdandır.
İbni Mace, nikâh 1851
saliha erdim sag sus
Yahudilerin yanından geçen Hz. İsa, onların ölçüsüz sözlerine muhatap olduğunda makul öğütlerle savuşturmaya çalıştı. Havarileri dayanamayıp, “Niye mukabele etmiyorsunuz?” dediklerinde şu cevabı verdi:
“Herkes kendi kesesinden harcar. Onların kesesinde kötü şeyler var. Benim kesemde ise iyi şeyler.”
Abdullah Büyük Aile Mektebi
İnsanlk çuvalı
İki kardeş babalarının ölümüyle daha da yaknlaştılar. Büyük küçüğü kollamaya; küçükte büyüğe saygıda kusur etmemeye dikkat ediyordu.

Baba vefat etmeden önce iki oğluna mahsülü ikiye bölmüş, ve adaletli olmalarını sıkı sıkıya tembih etmişti.

İki kardeş gerçekten birbirini çok seviyordu.

Âdet olduğu üzere her hasat sonunda ürünü ve kârı ikiye bölüyorlardı. Bu âdet kardeşlerden büyüğü evlenene kadar devam etti.

Büyük kardeş evlenmiş ve çocuğu olmuştu. Sorumlulukları artmıştı.

Hasat zamanı yine ürün ve kâr ikiye bölünüyordu. Aralarında en küçük bir problem yaşanmamıştı.

Ta ki o güne kadar...

Bekâr olan kardeş böyle bir bölüşümün adaletli olmayacağını düşünüyordu. Kendisi bekârdı; ama abisinin bakmak zorunda olduğu eşi, ve çocukları vardı. Fakat bunu ona belli etmek istemiyordu. Bu yüzden geceleri kendi ambarındaki mahsullerden çuval çuval alıp abisinin ambarına götürüyordu

Bu arada büyük kardeş de kendi kendine “Mahsulü ve kârı iki eşit parçaya bölüşmemiz hiç adaletli değil. O evlenmek üzere olan bir genç. Onun şu anda daha fazla paraya ihtiyacı var.” diye düşünüyordu. O da geceleri çuval çuval mahsulleri küçük kardeşinin ambarına götürüyordu.

Bu karşılıklı gidiş gelişler yıllarca devam etti. Ama hiç birinin diğerinden haberi yoktu. Onlar da bir anlam veremiyordu bu duruma. Çünkü ürünlerinde bir eksilme olmuyordu. Aksine artıyordu.

Ama bir gece...
İki kardeş sırtlarında buğday çuvalını birbirlerinin ambarına götürüyorlardı. İki ambarın orta yerinde karşılaştılar. İkisinin de sırtlarında kocaman çuvallar vardı. Olan biten anlaşılmıştı. Gözyaşları içinde birbirlerine sarıldılar.

İnsan olabilmek ve adaletli davranabilmek, mutluluğa adım atmaktır, ilk taşı koymaktır ve buğday çuvalını sırtlanmaktır.
1 ziyaretçi online.
Ziyaret: 26274
Toplam Üye: 795.
Aramıza son katılan üyemiz: Selçuk SERAY

Bu sitedeki görsel ve yazılı veriler kaynak
gösterilerek alıntı yapılabilir.
© 2008 Webmaster