Asıl bayram, hakikati yakalamaktır, asıl bayram zihnimizin Allah'ın istediği gibi düşünmeye başlamasıdır. Ellerin, dillerin, gönüllerin Rabb'bi Taalâyı memnun etme arzusuyla yanması ve bunu hücrelerimizin hissetmesidir asıl bayram. Haramlardan kaçmak ve helâllerin güvenli limanına demir atmaktır bayram. İnsan gibi yaşamak ve insan değeri verebilmektir asıl bayram. Ramazan Bayramınız mübarek olsun efendim.
Yazılarım












Saliha Erdim
Haftanın Programı
"Küçük insanların büyük gururları vardır. Voltaire" Acaba biz de eşimiz, çocuklarımız ve dostlarımızla ilişkilerimizde adım atsak daha iyi olacakken atmadığımız pek çok adımı gururumuzdan dolayı mı atmadık? Peki şu anda o adımları atsaydık daha iyi durumda olacak isek, bundan sonra adım atacak hale gelebilmek için nasıl büyük adam olmalıyız ve adım atacak hale gelmeliyiz? Hayatımızı doğru yönetmek için bunu düşünmeye ve gerekeni yapmaya değmez mi?
Umre notları 1   (20.07.2009)

Sabırsızlıkla beklediğimiz gün geldi. Bitmek bilmeyen günler bitti ve bugün hareket edeceğiz inşallah. Halâ inanmakta güçlük çekiyoruz. Yeniden Rab'bimizin evine ve onun şerefli Rasulünün (s.a.v.) yanına gideceğiz. Ne mutlu bize, ne mutlu oralara gitmesi nasip olanlara, ne mutlu oralardan Hak'kı ve hakikati anlama noktasında mesafe kat ederek dönenlere, oralara gittiği halinden anlaşılanlara. Ayrıca insanlığı ve hayatı doğru anlamlandıranlara.

Hava alanındayız

Çoğumuz beyaz giysilerimizle geldik hava alanına. İçimizde bir sevinç, coşku, yüzümüz aydınlık ve mütebessim, kıpır kıpırız. Burada başladık ak pak olamaya, Senin yanına geldiğimizde de günahlarımızdan arındır bizi Ya İlâhi. İşlemlerin yapılması için bizim standın açılmasını bekliyoruz. Yolcu etmeye gelenlerle konuşuyoruz. Hasretini yıllardır içinde büyüten, gönlü orada olduğu halde gidemeyenlerin, selamlarını emanet olarak alıyoruz. Kimileri de hiç bir şey diyemiyor, sadece ağlıyor, kim bilir gönüllerinden neler geçiyor. Muhakkak ki Allah, onun diyeceğinden de bizim ileteceğimizden de daha iyisini anlıyor. Bizim sevinç gözyaşlarımız ile, hasret olanların, gidemeyenlerin gözyaşları birbirine karışıyor.

Giderek ortam kalabalıklaşıyor, hareket saati yaklaşıyor, benimle gelen iki genç kızımızın yakınları bana onlarla ilgili tembihlerde bulunuyorlar, gözleri gibi sevip korudukları evlatlarını önemli bir yolculuğa gönderiyorlar, kolay değildi elbette. Onlar titizlikle aman şemsiye kullan, şuna şuna dikkat et diye tembih ederlerken, ben bu sevginin ne kadar yüce ve muhteşem olduğunu düşünüyorum. İlgi ne kadar güzel, anlamlı ve değerli bir şey. İnsana var olduğunu hissettiriyor, değerli olduğunu anlamasına yardımcı oluyor.

Ben bu arada Rab'bimizin biz kullarını ne kadar sevip değer verdiğini hatırlıyorum ve bunu anlamak için daha çok Kur'anı Kerim okumam ve bana olan hitapları daha çok göz önünde tutmam gerektiğini düşünüyorum. Resulallah'(s.a.v) ın hadisi şerifini hatırlıyorum. Çocuğunu arayan, bulduğu çocukları hasretle bağrına basan, çocuğunun hasretiyle yanan anneyi göstererek, “Bu anne çocuğunu ateşe atar mı?” diye soruyor peygamber efendimiz, “Atmaz ya Resulallah” diyor ashabı. “İşte diyor Resulâllah, Allah'ın kullarına olan sevgisi, bu annenin evladına duyduğu sevgiden kat kat fazladır.” İşte bu sevgiyi hak edecek şekilde seni anlamamızı ve yaşamamızı nasip eyle Allah'ım.

Bir yerden uzaklaşmak, başka bir tarafa yaklaşmaktır.

Doğduğumuz ve doyduğumuz yerden ayrılıp, inancımızın merkezine doğru yola çıkıyoruz. Her yolculuk, bir yerden uzaklaştırırken diğer bir tarafa yaklaştırır. Ya Rab'bim yolculuğumuz daima sana yaklaştırsın bizi. Madden yakın olmak önemli fakat asıl yakınlığın, gönül ve manâ plânında olması gerektiğinin farkındayız. Yakınlığına talibiz, yakınlaşmamızı sağlayacak adımlara talibiz, doğru duaya, doğru yola ve doğru yürüyüşe talibiz. Gereğini yaparak, senin lütfun ve yardımınla istediğin yere gelmeye talibiz. Sen talepleri bilen, ve yerine getirensin. Bizleride senin kulların olma şerefine lâyık kıl, geliyoruz, gelişimizi hayırlı, istifademizi bol ve dönüşümüzü kazançlı eyle.

Yönümüz Mescid-i Nebeviye

İşlemler bitti, valizlerimizi teslim ettik ve bizi yolcu etmeye gelenlerle vedalaşma zamanı. Tekrar tekrar sarılıyoruz, bir kere daha selamlarını aldık iletmek üzere. Uçak dolusu değil, uzay dolusu selam ve hasret götürüyoruz. Bir an düşünüyorum, acaba biz gidenler mi şanslı yoksa geride kalanlar mı? Veysel Karani misali diyorum içimden, kim bilir, Allah katında belki gidemeyenlerin hasreti, gidenlerin ziyaretinden daha makbuldür. Buna rağmen gittiğime seviniyor, gidemeyenlerin de en kısa zamanda gidip o mübarek yerleri ziyaret edebilmeleri için dua ediyorum. Artık el sallayanları göremiyoruz. Uçağa biniyoruz. İnanamıyoruz. Her şey sanki bir rüya gibi geliyor insana. Herkes mütebessim, birbirine sevgi ile bakıyor, uçağa yerleşiyoruz. Oraları düşünmeye çalışıyorum fakat odaklanamıyorum. Hala çevre ile meşgulüm.

Havalandık. Fiziki olarak havalandık fakat gönül olarak ta gerçekten havalandık. Artık iyice inanmaya başladık, gidiyoruz, çok şükür Rab'bim, çok şükür. Sen sağ salim inmemizi, olması gereken yerden bakıp, görmemiz gerekenleri görmemizi, edinmemiz gerekli olanları edinerek hayırlısı ile dönmemizi nasip et. Tekrar tekrar gitmeyi ve hem dil, hem de doğru yaşayarak şükretmemizi nasip eyle Allah'ım.     
2061 defa okundu...

Diğer Başlıklar:
731


438


4451


1086


3772


2259


3500


5106


3145


2313


Toplam 68 yazı var.
[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7]
2 ziyaretçi online.
Ziyaret: 60367
Toplam Üye: 1395.
Aramıza son katılan üyemiz: Tuba Aydemir

Bu sitedeki görsel ve yazılı veriler kaynak
gösterilerek alıntı yapılabilir.
© 2008 Webmaster