Genel • Yazılarım •

Tv ve Bilgisayar Çağında Çocuk Yetiştirmek

Tarih 08 Ekim 2013 | Yazar : | Kategori : Genel,Yazılarım | 0 İçerik

Çocuk yetiştirmek her devirde önemli bulunmuş, anne babalar ve eğitimciler kişisel rolleri ve sorumlukları açısından kendi döneminin engelleri ile karşılaşmışlar ve ciddi imtihanlardan geçmişlerdir. Bir insanın önem verdiği şeye göre sınandığı şeyde farklıdır. Çocuk, ane babanın elinde gelişen ve şekil almaya hazır bir cevher olarak bulunur. Bunun farkında olarak davranmak ya da davranmamak, sonucu birebir etkiler. Çocuğun genetik getirisinin ve mizacının üzerine ilâve edilecek yakın ve uzak çevre etkisi kimlik ve kişiliğe dönüşürken, ilişki ve yaşama biçimi de çocukta bir kendilik algısı ve bir duruş oluşturur. Yeni bir bireyin inşası anlamına gelen bu yapılanma esnasında, çocuğun ufkunu belirleyen ve duruşunu oluşturan tutumlar, anne babanın sabitlerinin ürünüdür denebilir. Yani, ağırlıklı olarak yaşama biçimi ve iletişim tarzı olarak var olan durum, çocuğun zihninde en derine kodlanan görgüyü oluşturur. Bu özellikle çocukluk döneminde alternatifsiz olarak çocuğun önündeki modelleyeceği ilk kaynaktır.

Mutlu bir çocuk ya da mutsuz bir çocuk olarak büyümeye başlamak, büyürken ki ihtiyaçları da belirler. Ailede mutlu olamayanlar aile dışındaki mutluluk kaynaklarına, değer göremeyenler değer kaynaklarına yönelir ve bu ihtiyacı gidermenin arayışı içinde olur. Yani yetersiz duygusal beslenmeden, değer katan bir ilgiyi görememekten kaynaklanan bu durum, çocuğun yalancı haz ve başarı kaynaklarına yönelmesine sebep olur. Hangi devirde yaşıyorsak o dönemin akıl çeldiricileri devreye girer. İşte televizyon ve bilgisayar tam da bu nokta da zamanımızın tehlikeli bir başarı duygusu ve kendini iyi hissetme aracı olarak çocuğun tek kaynağı halinde elinin altında bulunuyor. İlâveten, aşırı eleştiri, onaydan yoksunluk, taktir görememe, yetersiz ve ya yanlış ilginin yanında, sorumluklarının çokluğundan dolayı çocuklarıyla ilgilenemeyen anne babaların, daha çokta bilgisayar ile başları dertte ne yazık ki. Oyunda sanal başarıları yakalayan, bitiren yalnızlıktan kurtulan ve aile ilişkileri içinde bulamadığı ortak bir şeyler paylaşama ve değer görme ihtiyacını kimi zaman para harcayarak elde ettiği oyunlarla yakalıyan çocuk ya da genç, kısa süreliğine de olsa sanal alemde mutlu oluyor ve bu yalancı bir mutluluk kaynağının devamı için elinden geleni yapıyor. İşte aradığını bulduğunu sandığı şeye artık her şeyi göze alacak kadar bağlanıyor ve bu giderek bağımlılığa dönüşüyor. Bu tabloya başka bir görüntüyü daha eklediğimizde, durum daha da vahim ve içinden çıkılmaz bir hal alır. O da anne ve babanın da kendi zamanlarını bilgisayar ve televizyona ipotek ettirmeleridir.

Anne babalardaki kendilerini değiştirmeden sadece talep edip yerine getirilmeyi bekleyen komutlar, çocuğun düyasına ancak teğet geçebiliyor. Çünkü; duyguları ile yürekten bir bağlılık söz konusuyken, anne baba olarak bizler ise bunun dıştan komutlarla başarılabilecek bir şey olduğunu zannediyor ve sonuç almak için uğraşıyoruz. Oysa, İhtiyaçlar giderilmeden, duyguları doyurmadan ve en önemlisi de kendisine bu kadar haz veren başka bir meşguliyet yani alternatifini bulmadan bu durumun düzelemeyeceğini ancak iş işten geçtikten sonra anlayabiliyoruz. Ondan sonra da benim çocuğum sorunlu diyoruz ki, bu sorunu ve çözümü kendi dışımıza itmek demektir. Aynı zamanda bu tutum, kendimize düşeni görmezden gelmek anlamına gelir ki bizi çözümden uzaklaştırır. Kendimizi haklı görmek ya da onaylatmak işe yaramaz çünkü sonucu değiştirmez.

Çocuk eğlenceyi, paylaşımı, bir birey olarak kale alınmayı, ailesinin kendisine vermediği karar verme ve adım atma cesaretini bilgisayar ekranında buluyor. Çocuklar ve daha çokta gençler mutlu oluyor ve sanal dünyada kendisine bir yer ediniyor. Kısacası ekranın içinde sığınacağı bir dünya oluşturuyor. Kendisine karışılmayan, aşağılanmadığı, kendisini var olarak hissettiği olağanüstü cazip bir dünya. Çocuk ve gençlerin yerinde kim olsa bu cazibeye kapılır ve kim olsa ayrılamaz. Bu dünyanın niye oluşturulduğunu ve ne anlam idafe ettiğini anlamadan çözüm üretilmesi imkânsızdır. Orman kanunlarıyla alınan sonuçlar başarı değil yetersizliğin acı görüntüsüdür ve kesinlikle öğretici değil, kin tutturucudur.

Çözüme gelince;

 Çocuk mutlu bir ailede büyürse mantığını ve aklını geliştirme ve en uygun şekilde kullanma fırsatı bulacaktır.
 Değer görmeli, değerli bir birey olarak muamele görmeli,
 kendisine ortak konularda danışılmalı,
 İyi arkadaşlıklarla sosyal hayatını destekleyecek ortamlar oluşturulmalı,
 Hobiler edinmeli,
 Okuma ve düşünme becerilerinin gelişimi için evde diyalog ve danışma hakim olmalı.
 Bilgisayar ve televizyona kısa zaman dilimleri ayrılabilir ve izleneceği seçilebilir.
 Çatışmacı usul ve üslup sadece çocuklarla anne ve babanın arasını açar. Suçlamadan, yargılayıp sorgulamadan konuşarak ve anlamaya çalışarak yaklaşmalıyız.
 Hangi alternatiflerin kullanılabileceğini sabırla konuşmalı ve çocuğumuzu içten bir ilgi ile dinlemeyiz.
 Her aletin bir kullanım amacı vardır ve kullanmanın da bir sınırı vardır. Amacının ve sınırının dışına çıkıldığında zarar vermeye başlar. Bunu çocuğumuzu düşündürecek tarzda konuşarak gündemine getirebilir ve bizi doğru anlamsına yardımcı olabiliriz.
 Çocuğumuzun karşısında karşı taraf gibi değil aynı taraf gibi durmalı ve davranmalıyız. Yani çocuğumuzu savunmak zorunda bıracak diyaloglara girmemeliyiz.
 Kimi zaman esnek olmalı, kuralların milimetrik uygulanması için ayak direyen ve çocuğunun o anki durumunu hassasiyetini göz ardı eden ebeveyn durumuna düşmemeliyiz.
 Mikemmel ebeveynler olma imkânımz yoktur. Sevecek, şefkat dolu bir ilgi sunan ve çocuklarıyla her zaman anlayışlı bir şekilde konuşmaya ve paylaşmaya hazır bir algı oluşturmak çok mühimdir.
 Çocuklarımızın teknoloji bağımlılığı söz konusuysa, gerektiğinde profesyonel destek almaktan çekinmemeli ve talimatlara ailece uymalıyız.
 Çocuklardan birini bilgisayar ve televizyondan mahrum edip diğerlerini serbest bırakarak kıskançlığa ve başka yanlış anlamalara meydan vermemeliyiz.

Hatırımızda tutmalıyız ki, ailece izlenen uygun olmayan programlar ve gündeme alınan oyunlar, girilen yanlış siteler ve harcanan onlarca zaman ciddi değer kaybı, anlayış ve yaşama biçimi değişikliği, sosyal hayatta ilişki yoksunluğu ve konuşma da gerileme vb gibi pek çok komplikasyonu ve zararı bereberinde getirir.

Bu devirde çocuk büyütüyorsak, çocuğumuzun bedenine, aklına, inancına, duygularına ve kendisini geleceğe taşıyacak alışkanlıklarına zarar verecek şeyleri ince ince düşünmeli, tespit edip koryucu programlar oluşturmalıyız. Yeni altenatifleri sempatik ve sevecen halde taktim edip, en önemlisi de yuvamızı ve kendimizi sempatik ve sevecen aynı zamanda çocuğunun nezdinde örnek alınmaya değer bir seviyeye yükselmeyi, ertelenemez bir sorumluluk olarak görmeliyiz.

Bu yazı 5.099 kere okundu.