Her Şeyin İnsancası •

Yaptığımızı Düzgün Yapmak…

Tarih 23 Kasım 2013 | Yazar : | Kategori : Her Şeyin İnsancası | 0 İçerik

Yaptığımızı düzgün yapmak isanlığa önemli katkıdır ve bizden sonra geleceklere güzel bir mirastır.

İlk önce karşımızdakine verdiğimiz mesaj güzel yani insanca olmalı.

Bakışlarımızla, sözlerimizle ve duruşumuzla, ben seninle savşmıyorum sadece bir şeyi anlatmaya çalışıyorum mesajı vermeliyiz. Anlatırken önce anlaşılır olmalıyız ki karşımızdaki bizi anlasın. onun içinde niyet pupsulasının ayarını yapalım. Yani niyetimiz bize rengini verir ve niyetimiz karşı duruş değil anlayışlı bir anlaşma çabası ise, o zaman bunu halimizle örneklendirelim. Elinde silahla size saldırmak için koşan birisinin niyetinden önce yaptığını görürsünüz ve niyeti budur dersiniz. İnsanca olanı ise, önce tebessüm, gözlerde şefkat ve sözlerde nezakettir.

Sözler düzelmeden iletişim düzelmez.
Gözlerimizin söylediği sözden önce muhataba ulaşır.
Duruşumuz dövecek gibiyse sözlerimiz nasıl sevsin.
Öyleyse bu bir bütündürve niyet hepsini organize etmeli.
Eğer bu bütünlük olmayacaksa bunu bulana kadar sabret, konuşma, mesaj verme.
Eğer bunu yapmazsan, istemediğim mesajlar istemediğin kadar karşındakine yüklenir ve sen niyetinin ne olduğunu anlatıncaya kadar çoktan etkilenme başlamış olur. Ondan sonra da özür dileyip (na yazık ki ömründe bir kere bile olsa özür dilemeyenler de var.) ya da dilemeyip sen yanlış anladın, aslında ben öyle demek istememiştim diyerek karşısındakini anlayışsızlık ve yanlış anlama ile itham edebiliyor.

İlâveten bir de “Benim seni üzmek gibi bir kastım yoktu, üzüldüysen o senin sorunun” diyebililenler de var. Kusura bakmayın ama bu üzülsende benim için bir anlamı yok demektir. Çünkü üzmemek gibi bir kasıt yoktur bu yaklaşım biçiminde.

Kişi verdiği mesajla kendi kalitesini ortaya koyar ve ben buyum der. Alıcıdan önce verici ne verdiğini iyi bilmeli. Rastgele düşünmeden konuşan, başkası nasıl etkilenmiş ve ne düşünmüş umurunda bile olmayanlar, bilin ki giderek sizin ne söylediğinizde başkalarının umurlarında olmayacaktır. Burada kaybeden insanlıktır, ailedir ve o ortamda bulunan herkestir.

Kimsenin bu kadar geniş çerçevede birbirine zarar verme hakkı yoktur.

İnsanlığın seviyesini düşürmeye kimsenin hakkı yoktur.

Kimsenin kendi şahsında başkaları hakkında da su-i zan oluşturmaya hakkı yoktur.

Birinden sürekli zarar gören, başkalarından da zarar görebilecekmiş gibi tedirginleşir ve herkese giderek şüpheyle yaklaşmaya başlar. Başkalarının zihninde insanlar zarar veryor gibi bir algı oluşturmak, her şeyden önce Rabbimizi üzecek bir durumdur. Buna kimsenin hakkı yok ve bunu hiç kimse kendisine yakıştırmamalı. Kimse bu hali üstünde taşımamalı. Çünkü zarar veren zarar görür muhatabından önce.

Hiç kimsenin karşsındaki insanın kalbini kırmaya ve bir dakikasını bile üzüntüyle geçirmesine sebep olmaya hakkı yoktur. Söyleyeceklerinizi nazikçe söyleyin.

Zarar vermek maharet istemez. Özen gerektirmez. Dikkat gerektirmez. Çocuklar düşünmeden davranır çünkü adı sabi’dir, yani akan demektir. Onlar yetişmemiştir ve yetişme aşamasındadırlar ve onun için de mazurdurlar. Bu yüzden onlara çocuk deriz. Yetişkin olanlar ise yansıttığı her bir mesajdan sorumludur ve Allah’a hesap verecektir. Bir yetişkin sabi gibi davrandığında, imajını ve itibarını kaybeder. Çocuklaşanlar çocuk gibi muamele görürler. Seçim sizin, kendiniz neyi hakettiğinizi düşünüyorsanız öyle davranın. Bilmeliyiz ki masaya elini hızlıca vuranlar masadan ses çıkarır fakat elini de acıtır bu arada belki de kırar.

Zarar görmek istemiyorsanız zarar vermeyin. Daha doğrusu ise, fayda görmek istiyorsanız güzel ve doğru davranın. Bu kalıcı iyiliğin müjdesidir. Artık akıl sahipleri düşünsünler. Hayat seçimlerden ibarettir, herkes kendisine yakışanı seçer ve o şahıs artık o yaklaşım biçimi ile tanınır ve hatırlanır.

İyi ve doğru zihinsel kayıtlarda ve dünyayı güzelleştirmede buluşmak üzere efendim.

Bu yazı 1.758 kere okundu.